Haliç Kongre Merkezi’nde ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin doğurganlık hızının düştüğünü, rakamların tedirgin edici olduğunu söyledi ve ekledi: “3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu…”
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Aile ve Nüfus On Yılı (2026-2035) Vizyon Belgesi Tanıtım Programı’nda yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
AİLE EN GÜVENLİ LİMANDIR
“Hepimiz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz. Evlat olmamız da, anne baba olmamız da ailelerimiz sayesindedir. Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuldur. Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Nasıl güçlü ve sağlıklı bireyler fertleri arasında hak ve ödevlerin dengeli dağıtıldığı sorun çözme kapasitesi yüksek haneler olarak tarif ettiğimiz güçlü ve sağlıklı ailenin temeliyse, güçlü ve sağlıklı aileler de aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabileceği en güvenli limandır.
TAŞRALILIKLA SUÇLADILAR
Hatırlarsanız, 2007 yılında en az 3 çocuk diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız, ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahale eden, inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler, bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin olunuz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi, bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutulduk. Bize, nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani, nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken; çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar.
DOĞURGANLIK HIZI DÜŞÜYOR
Aile bağlarımız, evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2.1’in altına indi. 2024’te 1.48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken, 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi, bunun yanında ‘kızdan torun bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı’ olarak görülür. Şurası da endişe vericidir. Ortanca yaşımız 2025’te 34.9’a çıktı. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibarıyla yüzde 11.1’e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus, çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Dikkatinizi çekmek istediğim bir başka oran, artık 30.08’e düşen hane halkı büyüklüğüdür. Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20.5’e ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28.5’e, hanımlarda 26’ya çıkarken, 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94’tür. Yani, milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor. Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Bizde 35’e yaklaşan ortanca yaş Avrupa’da 45’tir. Türkiye, Avrupa Birliği’nden halen 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden tıpkı 3 çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz.”
ZEYDİ’Yİ TEBRİK ETTİ
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Irak başbakan adayı Muhammed Ali Zeydi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Erdoğan, Zeydi’yi başbakanlığa aday gösterilmesi nedeniyle tebrik ederken, Irak’ta kapsayıcı, dengeli ve istikrarlı bir hükümeti süratle kuracağına inandığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere, terörle mücadele, savunma sanayii, enerji ve ulaştırma gibi pek çok kritik başlıkta ilişkileri ilerletme konusunda kararlı olduğumuzu ifade etti.
TEŞVİK VE DESTEKLERİ ARTIRDIK
Hükümet olarak uzun bir süredir güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguluyoruz. 2025 senesi, aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonu’nu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik, Temmuz 2025’te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün (geçtiğimiz gün) yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık.
MAYISIN SON HAFTASI MİLLİ AİLE HAFTASI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mayıs ayının son haftasının ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlanacağını açıkladı: “2026-2035 dönemini Aile ve Nüfus On Yılı olarak belirledik. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan 5 stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz doğurganlık hızının arttırılması iken, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlayacağız, toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacağız.”
RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI: İŞTE 10 YILLIK YOL HARİTASI
AİLE yapısını güçlendirmeyi ve doğurganlık oranlarındaki düşüşe karşı uzun vadeli politikalar geliştirmeyi hedefleyen “Aile ve Nüfus On Yılı (2026-2035) Genelgesi”, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Genelgeyle birlikte her yıl mayıs ayının son haftası “Milli Aile Haftası” olarak kutlanacak. Nüfusu artırıcı politikalar izlenecek. Evlilik ve çok çocuklu aile yapısı teşvik edilecek.
VAROLUŞSAL BOYUTTA
Genelgede, aile kurumunun toplumun temeli olduğu vurgulanırken; doğurganlık hızının Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine gerilediğine dikkat çekildi. Aile ve nüfus yapısındaki değişimlerin “varoluşsal bir boyuta” ulaştığı ifade edilerek, 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesiyle başlayan sürecin 2026-2035 dönemini kapsayan uzun vadeli bir politika setine dönüştürüldüğü belirtildi.
‘NÜFUS ETKİSİ’ KRİTERİ
Genelgeye göre, kamu politikaları ve düzenlemeler artık aile yapısı ve nüfus üzerindeki etkileri açısından da değerlendirilecek. Kamu kurumları faaliyetlerini “aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı” bir perspektifle yürütecek, resmi belgelerde bu yaklaşım esas alınacak.
ÇOK ÇOCUKLU AİLE TEŞVİKİ
Evlilik kurumunun güçlendirilmesi, gençlerin evliliğe teşvik edilmesi ve sağlam temeller üzerine kurulan aile yapısının desteklenmesi hedefler arasında yer aldı. Annelik ve babalığın toplumsal değer olarak güçlendirilmesi, çok çocuklu aile yapısının teşvik edilmesi ve çocuk sahibi olmayı özendiren uygulamaların yaygınlaştırılması öngörüldü.
AİLE DOSTU ŞEHİRLER
Nüfusun dengeli dağılımı için kırsaldan kente göçün tersine çevrilmesi ve kırsal alanların yeniden cazip hale getirilmesi planlanıyor. Kentlerin ise aile ve çocuk odaklı bir anlayışla yeniden düzenlenmesi hedefleniyor. Yaşlı refahı, kuşaklar arası dayanışma ve aile merkezli bakım modellerinin güçlendirilmesi de genelgede yer aldı.
DİJİTALE AİLE KALKANI
Kitle iletişim araçlarındaki zararlı içeriklere karşı “dijital aile kalkanı” oluşturulması, aile dostu yayıncılığın teşvik edilmesi ve medya kullanımında bilinçlendirme çalışmaları yapılması planlanıyor. “Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi”, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanırken, tüm kamu kurumları yıllık faaliyetlerini belirleyerek Bakanlığa raporlayacak. “Milli Aile Haftası” kapsamında da ülke genelinde çeşitli etkinlikler düzenlenecek.


