Hatay’da son günlerde yaşanan elektrik, su ve internet kesintilerine dair yükselen homurtular kulağımıza geliyor. Sosyal medyada yazılanlar, sokakta konuşulanlar, esnafın yüzündeki yorgun ifade… Hepsini görüyorum, duyuyorum, hissediyorum. Çünkü bu şehir hepimizin omuzunda yükseliyor; yükü ne kadar ağırsa sorumluluğu da o kadar büyük.

Ancak bir köşe yazarı olarak şunu söylemek zorundayım: Eğer bugün bu şehrin sokakları kazılıyorsa, toz kalkıyorsa, kepçe, kazma kürek sesi eksik olmuyorsa, bunun tek bir anlamı var—Hatay yeniden kuruluyor.
Kolay mı? Elbette değil.
Ama hiçbir büyük değişim, hiçbir köklü dönüşüm acısız gelmez.
BU KESİNTİLERİN ARKASINDAKİ ASIL TABLO
Valimiz sayın Mustafa Masatlı’nın birkaç gün önce yaptığı açıklamayı dikkatle dinledim. Özellikle bir cümlesi var ki, bu sürecin ruhunu anlatıyor:
“Alt yapı çalışmalarını tamamladığımızda Hatay önümüzdeki 50 yıl bu sorunları bir daha yaşamayacak.”
Düşünün…
Bir yıl değil, beş yıl değil; elli yıl.
Bu şehir yarım asır boyunca elektrik-su-internet kabusu görmeyecekse, bugün yaşananlar gözümüzde başka bir anlam kazanıyor.
Benim gördüğüm tablo şu:
Bugünün sıkıntıları, yarının huzurunu doğuracak sancılar.
Tıpkı bir doğum gibi…
Acı olmadan yeni bir hayat gelmiyor.

DEVLETİN MAKİNELERİ SAHADA, ELEŞTİRİLER MASADA
İşin mutfağını biraz anlatayım. Şu anda Hatay’da sadece belediye birimleri değil, Karayolları’ndan DSİ’ye, TEİAŞ’tan Çevre ve Şehircilik’e kadar devletin bütün ağır ekipleri sahada. Elektrik hatları yenileniyor, içme suyu şebekeleri değişiyor, internet kabloları gömülüyor.
Bir yeri yaparken diğeri bozulmasın diye kurumların birbirine girdiği bu alanlarda koordinasyon kolay değildir. İşte burada Vali Masatlı’nın rolü devreye giriyor. Herkes kendi alanında çalışırken o tümünü aynı masada topluyor.
Bu şehirde yıllardır ertelenen, “şimdi sırası değil” denilen, seçimlerin gölgesinde ötelenen ne kadar altyapı sorunu varsa, hepsi şu an tek tek masaya yatırılıyor ve kazılarak çözüme kavuşturuluyor.
Bu da sancı yapıyor, doğru.
Ama başka türlüsü mümkün değildi.
BUGÜNÜN SANCISI, YARININ SESSİZ KONFORUDUR
Antakya’nın bir sokağında elektrik kesildiğinde herkes birden öfkeleniyor.
Defne’de su saatlerce gelmeyince telefonlar susmuyor.
Kırıkhan’da internet gidince öğrenciler sosyal medyada isyan ediyor.
Ama kimse kazılan toprağın altına bakmıyor.
Oraya döşenen yeni yaşam hattını gören yok.
Ben görüyorum…
Çünkü bu şehrin geleceği, bugünün sıkıntılarının altına gizlenmiş durumda.
Bunun adı sabır yatırımıdır.
Bugün gösterilen sabır, yarın 50 yıllık huzur olarak geri dönecekse, bu şehir o çileyi taşır. Hatay tarih boyunca çok daha ağır yükler taşıdı, bunu da taşır.
![]()
SABIR VE SUHULET BU ŞEHRİN EN ÇOK İHTİYAÇ DUYDUĞU İKİ KELİME
Vali Masatlı, şehirdeki her eleştiriyi duyuyor. Vatandaşın her serzenişi ona ulaşıyor. Ama o, aynı netlikte şunu söylüyor:
“Biraz sabır.”
Haklı mı?
Bence haklı.
Çünkü bir şehir yeniden doğarken “suhulet” dediğimiz o sakinlik hali çok önemlidir.
Panikle değil, öfkeyle değil, sabırla yürütülen işler kalıcı olur.
Bugün yaşadığımız geçici karanlık, geleceğin ışığını kapatmıyor.
Sadece ona giden yolun taşlarını döşüyor.

BU ŞEHRİN YARINI, BUGÜN ATILAN TEMELDE YÜKSELİYOR
Hatay, çok şey yaşadı, çok ağır yüklerin altından kalktı.
Bugün yaşanan kesintiler, belki sosyal medyada dalga dalga yayılıyor ama bu şehrin kaderini değiştiren asıl şey o paylaşımlar değil—toprağın altına döşenen kablolar, borular, hatlardır.
Bugün biraz toz, biraz karanlık, biraz sabırsızlık var.
Evet.
Ama yarın?
Yarın daha güçlü, daha sağlam, daha dirençli bir Hatay var.
Elli yıl boyunca altyapı derdi olmayacak bir Hatay…
Ben bu süreci bir sancı dönemi olarak görüyorum.
Ve bilirim ki sancı çeken şehirler, yeniden doğmaya çok yakındır.
Hatay da yeniden doğuyor.
Hem de hep birlikte…



